Telefon: 0544 364 14 64
Adres: Tabaklar Mah. İzzet Baysal Cad. Camgöz Apt. No:9/30 Merkez/Bolu

Rutin Çocukluk Çağı Aşıları

Aşılar hastalıkları nasıl önler?

Aşılar, hastalığa neden olmadan bağışıklık sisteminin aşısı yapılan mikroba karşı koruyucu cevap oluşturmasını sağlar. Aşılar sayesinde tehlikeli ve ölümcül olabilecek hastalıklardan korunmuş oluruz.

Herhangi bir mikrop vücuda girdiğinde, bağışıklık sistemi o mikropla savaşır ve ona karşı bağışık hale gelir. Buna “immün cevap” denir.

Aşılara verilen immün cevabın iki kısmı vardır:

- Aşılar bağışıklıklık sistemin tanıyıp cevap vereceği “antijen” adında mikroba ait kısımları içerir. Aşılanmadan sonra vücudumuzdaki B lenfositler bu antijenlere karşı antikor üretirler. Aşılar bağışıklık sistemini uyararak antikor yapımını sağlar. Her antikor özgün bir hastalığı hedef alır. Örneğin suçiçeği antikorları suçiçeği virüsünü hedef alır. Eğer suçiçeği virüsü vücuda girerse, aşı sayesinde su çiçeğine karşı önceden üretilmiş olan antikorlar virüsü hastalık oluşturmamadan etkisiz hale getirir.

- Aşılar sayesinde bağışıklık sistemi o mikroba karşı hafıza da geliştirir. Zaman içerisinde aşılama sonrası üretilen antikorlar azalsa bile, bağışıklık sistemi o mikrobu hatırlayacağı için, mikrop tekrar vücuda girdiğinde aşısız olanlara göre çok daha hızlı bir şekilde ve bol miktarda antikor üretir.

 

Aşılar ne kadar etkilidir?

Aşılama sayesinde dünyada her yıl 2 ila 3 milyon ölüm önlenmektedir. Çocukluk çağında uygulanan aşıların çoğu %85-95 etkilidir. Bu aşılanan her yüz kişiden 5-15’inde koruyucu bağışıklık gelişmediği anlamına gelir. Eğer çoğunluk aşılı olursa, yeterli bağışıklık gelişmeyen bu kişilerin mikropla karşılaşma olasılığı azalır. Dolayısıyla aşılanma oranları yüksek olursa bu kişiler de korunmuş olurlar. Herkesin aşınması bu yüzden çok önemlidir.

 

Aşılama yapılan mikroplar gerçekten çok ciddi hastalıklara neden oluyor mu?

Evet. Aşılama yapılan mikroplar ciddi ve ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir. Bazı insanlar aşı yapılan hastalıkların doğal yaşamın bir parçası olduğunu bu nedenle aşılamaya gerek olmadığını düşünmektedir. Ancak bu hastalıklar ciddi hasara hatta ölüme neden olabilmektedir. Örneğin:

– Difteri boğazda beyaz plaklara neden bir hastalıktır ve difteriye yakalanan her 10 kişiden biri ölmektedir. Aşılama sayesinde difteri hastalığı belirgin şekilde azalmıştır.

 – Polio (çocuk felci) kollarda, bacaklarda veya diyaframda felçe neden olmaktadır. Çocuk felci geçiren her yirmi kişiden biri ölmekte, yaşayanların yarısında ise kalıcı felç gelişmektedir. Eğer diyafram kasınde felç gelişirse, kişi ömür boyu solunum cihazına bağlı olmaktadır.

– Kızamık pnömoni (akciğer enfeksiyonu) ve beyin ödemine neden olmaktadır. Kızamık geçiren her 100 kişiden dokuzunda pnömoni, her 1000 kişiden 1-2’sinde beyin ödemi gelişmektedir. Aşı ile hastalık ve hastalığa bağlı komplikasyonlar önlenebilmektedir.

– Suçiçeği pnömoni, beyin ödem ve ölüme neden olabilmektedir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ağır ve ölümcül seyretmektedir.

 – Kabakulak menenjit (beyni saran zarların iltihabı), sağırlık ve kısırlığa neden olabilmektedir.

- Grip virüsü (influenza) dahi ağır hastalığa neden olabilmektedir.

Aşılar sayesinde çocuklar hastalığı geçirmeden korunabilmektedir. Aşılar her zaman hastalığın kendisini geçirmekten daha güvenlidir.

 

Çocuğuma neden aşı yaptırmalıyım?

Aşılar sayesinde o hastalığa karşı bağışık hale geliriz. Bu sayede, mikrop vücudunuza girecek olursa, bağışıklık sistemi sayesinde hastalık belirtileri gelişmeden ortadan kaldırılır.

Kızamık, difteri, boğmaca gibi bazı hastalıklar, küçük çocuk ve bebeklerde ciddi sorunlara ya da ölümlere neden olabilirler. Çocuklarımızı bu hastalıklardan ve bu hastalıklara bağlı gelişecek olumsuz sağlık sorunlarından korumak için aşılara ihtiyacımız vardır.

 

Neden bütün çocukların aşılanması gerekli?

Çocukların ciddi enfeksiyonlardan korunabilmek için aşılanmaya ihtiyacı vardır. Aşılama sayesinde dünyada her yıl 2 ila 3 milyon ölüm önlenmektedir. Eğer insanlar aşılanarak hastalığı karşı bağışık hale gelirse, bağışık olmayan kişilerin bu mikroplarla karşılaşma ihtimali azalır. Buna “toplum bağışıkığı denir”. Bağışık olmayan kişiler arasında yaşlarından dolayı aşılanamayanlar (çok küçük veya ileri yaş), bağışıklık sistemi yetersizliği olanlar veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanmak zorunda olan kişiler sayılabilir.

Ayrıca aşılama uygulanan tüm hastalıklar insandan insana bulaşmayabilir. Örneğin tetanoz doğal çevrede (ör: toprak) bulunur ve cildimizde bir kesi olduğunda oradan girerek hastalığa neden olur. Tetanoz aşısı toplum bağışıklığı sağlamaz, bu hastalıktan korunmanın tek yolu herkesin aşılanmasıdır.

 

“Toplum bağışıklığı” neden önemli? 

Toplum bağışıklığı, o toplumdaki aşılanamayan bireyleri korur. Eğer bir toplulukta aşılanma oranı yüksekse, o hastalıkların görülme olasılığı azalacağı için aşısız kimseler de korunmuş olur.

Aşılanamayacak kadar küçük bebekler, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar veya bağışıklık sitemini baskılayan ilaç kullanan bireylere aşı yapılamadığı için bu hastalıklara açık hale gelirler. Bu bireylerde hastalıklar daha ağır ve ölümcül seyreder. Bu kişileri korumanın en iyi yolu toplum bağışıklığını sağlamaktır. Bunun için aşılanma oranının yüksek olması gerekir. Örneğin kızamık için %92-94 aşılanma oranı gerekir.

Bazı insanlar toplum bağışıklığının hastalığı ortadan kaldırdığını ve artık aşılara gerek kalmadığını düşünmektedir. Ancak, eğer aşılanma oranları düşerse hastalık hızla geri döner ve aşısız olan herkes risk altında olur.

 

Aşılar ölümü engelleyebilir mi?

Evet. Aşılama sonrası çok daha az insanın bu hastalıklardan öldüğünü biliyoruz. Difteri, boğmaca, tetanoz, polio ve kızamıktan ölen hasta sayısı ülkemiz de aşılama sonrası belirgin olarak azalmıştır.

 

Çocuğuma aşı yaptırmazsam ne olur?

Aşılar sayesinde çocuklarımızı, eskiden ciddi hastalıklar hatta ölüme yol açan mikroplardan koruyabilmekteyiz. Geçmişte ölümlere neden olan birçok bulaşıcı hastalığın günümüzde görülmüyor ya da nadiren görülüyor olmasının nedeni toplumun yaygın bir şekilde aşılanıyor olmasıdır.

Çocuğunuza aşı yaptırdığınızda önce kendi çocuğunuzu, sonra da tüm toplumu korumuş oluyorsunuz. Toplumda aşılama oranlarının yüksek olması, bu mikropların bireyler arasında dolaşımını azaltarak çeşitli gerekçelerle aşılanamayan çocukları da korur.

Eğer aşılama oranları belirgin şekilde düşürecek olursa, geçmişteki bulaşıcı hastalıklar tekrar yaygın hale gelir. Çocuğunuza aşı yapılmasına engel bir durum olmadığı halde aşı yaptırmamanız sadece sizin çocuğunuzu değil, tüm çocukları tehlikeye sokar.

 

Bugüne dek yapılan aşılar Türkiye’de ve dünyada neyi değiştirdi?

Aşılar sayesinde hemülkemizde hem de dünyada sık hastalığa neden olan ve ölümcül seyreden enfeksiyonların sıklığında belirgin azalma sağlanmıştır. Aşılama sayesinde dünya genelinde her yıl yaklaşık 3 milyon çocuğun hayatı kurtulmakta ve 750 bin çocuğun sakat kalması önlenmektedir. Aşılama sayesinde tüm dünyadan “Çiçek” hastalığı yok edilmiştir.

 

Hamilelik döneminde neden aşı yaptırmam gerekiyor?

Hamilelik döneminde hem anneyi hem de bebeği korumak için iki önemli aşının yapılması gerekir.

Hamilelikte grip (influenza) aşısı: Eğer anne hamilelik sırasında influenza enfeksiyonu geçirirse, hastalık erken doğuma veya fetüsün kaybına neden olabilir. Ayrıca gebelik sırasında geçirilen influenza enfesiyonu anne için de risk oluşturur.

Altı aydan küçük bebekler influenza enfeksiyonu için risk grubudur. Bu yaşta hastaneye yatış oranı ve ölüüm riski daha yüksektir. Annesi hamilelikte influenza aşısı yapılmış bebeklerin ilk 6 ayda %50-90 oranında daha az influenza enfeksiyonu geçirdiğini göstermektedir.

Hamilelerin grip aşısı yaptırmasının herhangi bir sakıncası yoktur. Aynı şekilde emzirme dönemlerinde de grip aşısı yaptırmanın olumsuz bir sonucu yoktur. Grip aşısı asla gribe neden olmaz. Aşılama sonrasında görülen üst solunum yolları enfeksiyonu tamamen tesadüftür. Yani grip aşısı ile hiçbir ilgisi yoktur.

 

Hamilelikte tetanoz aşısı:

Tetanos, yenidoğan bebeklerde özellikle ilk zamanlarda %60 oranla ölümcül risk taşıdığından tetanos aşısı oldukça önemli bir yere sahiptir.

Anne adayı hamilelikten önce tetanos aşısı yaptırmışsa ve eğer en son aşının üzerinden on yıldan az bir zaman geçmişse anne adayının hamilelik esnasında aşı yaptırmasına gerek yoktur. Fakat anne adayı hamilelikten önce aşı yaptırmasına rağmen en son yapılan aşının üzerinden on yıldan fazla bir zaman geçmişse anne adayına tek doz aşı yapılmalıdır.

Daha önce tetanos aşısı yaptırmamış anne adaylarının hamilelikte aşı yaptırması gerekir. Hamileliğin ikinci ve üçüncü üç ayında tetanos aşısı yapılır. Bir ay arayla yapılan bu tetanos aşılarından ikincisinden altı ay sonra üçüncü doz tetanos aşısı yapılır.

 

Hamilelik ve boğmaca aşısı:

Eğer bebekler aşılanmadan önce boğmaca geçirirlerse, hastalık ölümle sonuçlanabilir. Yenidoğan bebekleri boğmacadan korumanın en etkili yolu gebelik sırasında aşılamadır.

Tercihen 28-32 haftalar arasında tek doz boğmaca aşısı (tetanoz ile kombine olabilir) yapılması genel olarak önerilmektedir. ABD, İngiltere, Avusturalya ve Yeni Zelenda gebelere rutin olarak boğmaca aşısı yapmaktadır. Şu ana kadar aşıya bağlı anne ya da bebekte bir zarar bildirilmemiştir.

Doktorunuzun önerisi doğrultusunda gebelikte boğmaca aşısı yapılabilir.

 

Aşılar hastalığa ya da hastalığın yayılmasına neden olur mu?

Neredeyse hiçbir zaman. Ülkemizde kullanılan aşıların çoğu inaktif (Almost never. Most vaccines available in Australia are either inactivated (aşının içeriği ölüdür) ve zayıflatılmış (aşının içeriği canlıdır fakat zayıflatılmıştır).

İnaktif aşıların hastalığa neden olması mümkün değildir. Zayıflatılmış aşılar ise sadece bağışıklık sistemi zayıflamış ve yetersiz olan bireylerde hastalık yapabilir. Bu nedenle bağışıklık sistemi yetersizliği olan kişilere zayıflatılmış aşıların yapılması kontraendikedir (asla yapılmamalıdır).

Zayıflatılmış aşılar arasında kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği ve rotavirüs aşıları yer alır.

Bağışıklık sistemi normal olan bireylerde de zayıflatılmış canlı aşılar bazen hafif hastalık belirtilerine neden olabilir:

Kızamık aşısından yaklaşık 1 hafta sonra 20 çocuktan birinde hafif ateş ve/veya döküntü gelişebilir. Ancak bu çocuklar asla çevrelerine bulaştırıcı değildirler.

Suçiçeği aşısı sonrası, 100 çocuktan yaklaşık beşinde enjeksiyon yapılan bölgede cilt kızarıklığı gelişebilir. Suçiçeği aşısı virüsü hayatın ilerki döneminde tekrar aktive olup döküntülere neden olabilir. Ancak döküntüler doğal suçiçeği enfeksiyonuna göre sayıca daha az ve daha hafif seyreder.

 

Aşılama ile elde edilen bağışıklık doğal bağışıklık kadar iyi midir?

Evet. Hatta aşı ile elde edilen bağışıklık, doğal bağışıklıktan daha iyidir çünkü hastalığı geçirmeden bağışık hale gelinir. Aşılama bağışıklık geliştirmenin en güvenli yoludur.

Bazı hastalıklarda (boğmaca, kızamık, kabakulak) aşılama ile elde edilen bağışıklık süresinin doğal bağışıklığa göre daha kısa olduğu doğrudur. Ancak yine de aşımala hastalığın kendisinden iyidir.

Aşılama doğal bağışıklıktan iyidir çünkü:

  • Hastalığı geçirerek bağışıklık geliştirmek güvenli değildir. Aşılari ile önlenen bir çok hastalık ağır seyreder ve ölüme neden olabilir. Aşılar sayesinde hastalık geçirilmeden bağışıklık elde edilir.
  • Aşılar, bağışıklık etkisi azalsa dahi hastalığın daha hafif geçmesini sağlar. Zaman içerisinde aşılama ile elde edilen bağışıklık azalırsa hastalığa yakalanabilriz. Ancak aşısı olmayanlara göre çok daha hafif seyreder.
  • Bazı aşılar hastalıkların kendisinden bile daha uzun süreli bağışıklık sağlar. Örneğin Hepatit B, tetanoz, Human papillomavirüz aşıları.
  • Aşılar sayesinde toplum bağışıklığı sağlanır. Yüksek aşılanma oranları sayesinde aşılanamayan bireylerde bu hastalıklardan korunmuş olur.
  • Aşılar bir bakteri veya virüsün birden çok alt gubuna karşı koruma sağlar. Her bakteri veya virüsün birbirinden farklı alt tipleri vardır. Bunlardan birisi ile geçirilen enfeksiyon sadece o alt tipe bağışıklık sağlar. Diğer alt tipler ile enfeksiyon riski devam eder. 13 valanlı Pnömokok aşısı ile pnömokok bakterisinin 13 farklı alt gurubuna birden hastalık geçirmeksizin bağışıklık sağlanır.

 

Grip aşısı gribe neden olur mu?

Grip aşısı gribe neden olmaz. Çünkü ülkemizde kullanılan grip aşılarının tamamı inaktif (ölü) aşılardır. Hastalık oluşturmaları mümkün değildir.

Bazen aşılanma sonrası enjeksiyon yerinde kızarıklık, şilik, hassasiyet olabilir. Bazen buna hafif ateş ve kırgınlık eşlik edebilir. Bu bulgular aşıya bağlı grip geliştiği düşüncesi doğurabilir. Ancak bu bulgular, olması gerektiği gibi aşının bağışıklık sistemini uyardığının göstergesidir, hastalık ile ilişkisi yoktur. Bu belirtiler genellikle aşıdan birkaç saat sonra başlar ve 1-2 günde geçer.

Ayrıca aşılama yapılan dönemde influenza dışında çok sayıda virüs benzer solunum yolu enfeksiyonuna neden olabilir. Aşılama sonrasında görülen üst solunum yolları enfeksiyonu bu farklı mikroorganizmalar ile ilişkili olup grip aşısı ile hiçbir ilgisi yoktur.

 

Aşılara bağlı hangi yan etkiler görülebilir?

Aşılara bağlı gelişen yan etkilerin hemen hepsi hafiftir. Nadiren ciddi problemlere neden olabilir. Ancak hastalıkların kendisinin oluşturduğu riskler, aşılara bağlı gelişebilecek risklerde çok daha fazladır.

En sık görülen yan etkiler enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, şişlik ve hassasiyettir. Enjeksiyondan birkaç saat sonra ortaya çıkar, birkaç günde geçer. Diğer sık yan etkiler ateş, başağrısı, yorgunluk ve bulantıdır.

Aşı yapılan her 100 çocuktan yaklaşık 10’nun bu hafif yan etkiler görülebilir.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki ateş, halsizlik, huzursuzluk aşı dışında başka birçok nedene bağlı görülebilir.

 

Aşılar astıma veya alerjiye neden olur mu?

Aşıların astım ya da alerjiye neden olduğuna veya bunları kötüleştirdiğine ait bilimsel kanıt yoktur. Ayrıca astımlı kişilerin aşılanması hastalıklarının durumunu kötüleştirecek enfeksiyonlardan korunmalarını sağlar.

Aşıların allerji veya astıma neden olabileceği düşüncesi hijyen hipotesinden kaynaklanmaktadır. Yaşam standartlarının ve hijyen koşullarının iyileşmesi, aşılama ile mikroplara maruziyetin azalmasının bağışıklık sistemimizi alerjiye yönelteceği düşünülmektedir. Ancak bu teori doğru değildir çünkü aşılar bazı ciddi ve sık görülen enfeksiyonlara karşı yaılmaktadır. Ancak halen aşılama yapılmayan binlerce başka hastalık bulunmaktadır ve bağışıklık sistemimiz bu mikroplarla karşılaşı cevap vermetedir. Aşılar bağışıklık sisteminin dengesini bozmamaktadır.

 

Aşıların içinde zararlı maddeler var mı?

Bazı aşılarda koruyucu olarak kullanılan tiomersal (etil civa) adlı bir madde vardır. Çevremizde doğal olarak da bulunan bu madde çok hızlı bir şekilde vücuttan atıldığı için asla toksik dozlara ulaşmaz ve insana zarar vermez. Tiomersal sadece çoklu doz içeren flakon şeklindeki aşılarda bulunur. Tek kişiye yapılmak için hazırlanmış enjektörde bulunan aşılarda yoktur.

Tiomersalin otizm yaptığı iddiası da ortaya atılmıştır. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar tiomersal ile otizm arasında hiçbir ilişki olmadığını göstermiştir. Aşılarda aşının etkisini artırmak için adjuvan adı verilen alüminyum ve skualen gibi maddeler kullanılabilir. Bu maddeler de tıpkı cıva bileşikleri gibi doğada çok yaygın olarak bulunurlar ve insanlar aşılarda karşılaştıkları adjuvanlardan çok daha fazlası ile günlük hayat içerisinde karşılaşırlar. Her aşının içinde adjuvan yoktur. Örneğin grip aşıları alüminyum içermezler. Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar aşıların içindeki adjuvanların insana zarar vermediğini göstermiştir.

 

Aşı kanser yapar mı?

Aşı kanser yapmaz. Aksine kanserden korur. Dünya Sağlık Örgütü’nün yürüttüğü çalışmalarda aşı içeriğindeki kimyasalların hiçbirinin kansere neden olmadığı bildirilmektedir. Aşı karşıtı kampanyalarda öne sürülen bu iddiaların hiçbir kanıtı ve gerekçesi yoktur. Aşılar kansere neden olmadığı gibi bazı virüslerle gelişen kanserden korumaktadır. Karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsünden son derece güvenli olan Hepatit B aşısı ile korunabilirken yine kadınlarda rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) nedeni olan Human Papilloma Virüsü (HPV) ergen yaş grubundaki kızlara yapılan HPV aşısı ile önlenmektedir.

 

Aynı anda birden çok aşının yapılması güvenli mi?

Evet. Bilimsel çalışmalar çeşitli aşıların aynı anda yapılmasının güvenli olduğunu göstermiştir:

Bu, kombine aşılar (tek bir enjeksiyonda birden çok aşı, ör: Kızamık-kızamıkcık-kabakulak) veya aynı ayna birden çok enjeksiyon şeklinde yapılabilir. Her iki şekilde yapılan aşılamanında güvenli olduğu ve yapılan tüm aşılara ayrı ayrı bağışıklık geliştiği gösterilmiştir. Kombine aşılar ssayesinde enjeksiyon sayısı azalmaktadır.

Bazı aileler aynı anda birden çok aşı yapmanın çocuğa fazla geleceğini düşünmektedir. Ancak çocukların bağışıklık sistemi düşündüğünüzden çok daha güçlüdür. Bebekler doğduğunda binlerce farklı antijene (bakteri, virüs vs) maruz kalır. Yapılan aşılardaki antijenler çocuğunuzun hergün karşı karşıya kaldığı antijenlerin sadece çok küçük bir kısmıdır. Aşılar, çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlendirerek onları ciddi enfeksiyonlardan koruyacaktır.

 

Aşılar veya tiomersal otizme neden olur mu?

Hayır. Çok sayıda çalışma otizm ile aşılar arasında ilişki olmadığını göstermiştir. KKK aşısı ile ilgili yapılan çalışmalar sonunda otizm ile KKK arasında ilişki saptanmamıştır. 1998 yılında KKK aşısı ile otizm arasında ilişki olduğunu gösteren çalışma 2004 yılında geri çekilmiş ve çalışmayı yapan doktorun diploması iptal edilmiştir.

Benzer şekilde tiomersalin de otizme neden olmadığı görülmüştür. Yine de, çocukların civa ve diğer ağır metallere maruz kalma riskini azaltmak için, thimerosal 1999'da çocuk aşılarından kaldırılmaya başladı. Şimdi aşılar thimerosal içermiyor veya çok az içeriyor. Çevremizde doğal olarak da bulunan bu madde çok hızlı bir şekilde vücuttan atıldığı için asla toksik dozlara ulaşmaz ve insana zarar vermez. Tiomersal sadece çoklu doz içeren flakon şeklindeki aşılarda bulunur. Tek kişiye yapılmak için hazırlanmış enjektörde bulunan aşılarda yoktur.

 

Rotavirüs aşısı ciddi yan etkilere neden olur mu?

Rotavirus küçük çocuklardaki en sık ishal nedenidir. Her yıl dünyada 500.000 çocuğun ölümüne neden olmaktadır. 1999 yılında rotavirüs aşısı üretimden kaldırılmıştı. Bunun nedeni bir tür barsak tıkanıklığı olan invajinasyon ile ilişkisinin saptanması idi.

Ancak, şu an güvenli, iki farklı rotavirüs aşısı (Rota Teq ve Rotarix) bulunmaktadır. Bazı çalışmalar bu aşıların çok az da olsa invajinasyon riskini artırdığını öne sürmektedir. Fakat bu durum çok nadirdir. Bu aşılar rotavirüs enfeksiyonlarının çoğunu, ağır vakaların ise hemen hepsini önlemektedir.

 

Aşılar SIDS, multıpl skleroz veya başka hastalıklara neden olur mu?

İnternette dolaşan, aşıların ani bebek ölümü sendromu, multıpl skleroz veya başka problemlere neden olduğu ile ilgili bilgiler dolaşmaktadır. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bu hastalıklar ile aşılar arasında bir ilişki saptanmamıştır. Ayrıca aşılama oranları her yıl artmasına rağmen rağmen SIDS vakaları yarı yarıya azalmıştır.

 

Bir hastalık Türkiye’den ortadan kaldırıldığında halen çocuğuma bu aşıyı yapmam gerekir mi? 

Ülkemizde en son 1998 yılında çocuk felci (Polio) vakası görülmüştür. Ancak dünyada farklı yerlerde çocuk felci vakaları görülmeye devam etmektedir. Bu nedenle seyehatler ile bu virüs üşkemize gelebilir. Bu nedenle tıpkı çiçek hastağındaa olduğu gibi, hastalık tüm dünyada ortadan kaldırılmadığı sürece aşılamaya devam etmek gerekmektedir.  

 

Aşıdan sonra koruyucu bağışıklık ne kadar süre devam eder?

Kızamık ve hepatit B gibi bazı aşılar ömür boyu bağışıklık sağlayabilir. Tetanoz uzun yıllar bağıklık sağlar ancak bağışıklığın devam etmesi için düzenli aralıklarla aşılama gerekir.

Boğmaca aşısı da ömür boyu bağışıklık sağlamaz. Boğmaca büyük çocuklarda ve erişkinlerde ciddi problem değildir ancak bebekler ve küçük çocuklar için ciddi problem oluşturur. Bu nedenle ergen ve erişkinlerin de bebekleri ve gebeleri korumak için aşılanması gerekmektedir.

Grip aşısının her yıl yeniden yapılması gerekir çünkü grip virüsü her yıl yapısını değiştisrir. Aşı her yıl yeni grip virüslerini içerecek şekilde yeniden üretilir. Grip aşısı %80 oranında gripten korur. Aşı olan kişide de grip geçirebilir ancak daha hafif seyreder.

 

Eğer bir aşıyı kaçırırsam, tüm aşılara baştan mı başlamam gerekir?

Hayır. Eğer bebeğini bazı dozları kaçırırsa aşılamaya en baştan başlamak gerekmez. Aşılama kaldığı yerden devam eder ancak ideal olan aşı dozlarını zamanında yaptırmaktır.

Çocuğumda alerji var, aşı yaptırabilir miyim?

Evet. Allerjik nezle, egzema, astım, besin alerjisi veya ev tozu alerjisi olan çocuklar rutin aşılarını yaptırabilirler. Aşılar enfeksiyonları engelleyerek alerjik hastalıkların kötüleşmesinin önüne geçmiş olur.

Aşılara bağlı alerjik reaksiyon veya anaflaksi çok nadirdir. Aşıya bağlı anaflaksi riski milyonda birden daha azdır.

Bazı aşıların içerisinde alerjen (alerjik madde) olabilir. Eğer çocuğunuzda herhangi bir gıda ya da ilaca alerji varsa bunu doktorunuz ya da hemşirenize belirtmeniz gerekir.

Yumurta alerjisi: kızamık, kabakulak ve influenza aşısı tavuk yumurtasında üretilir. KKK aşısında yumurta proteini bulunmaz, influenza aşısında ise eser miktarda bulunur. Yumurta alerjisi olan kişilere her iki aşı da güvenle yapılabilir. Çalışmalar bu kişilerde aşılama öncesi özel önlemlere (dozu bölmek, aşıile alerji tsti yapmak veya alerji uzmanına yönlendirmek) gerek olmadığını göstermiştir.

Antibiyotik alerjisi: Bazı aşılarda neomisin, polimiksin B ve gentamisin gibi antibiyotikler bulunmaktadır.  Bunlar penisilin grubu antibiyotiklerden farklı ilaçlardır. Aşılardaki eser miktardaki antibiyotiklere bağlı alerjik reaksiyon nadirdir ve genellikle hafiftir. Ancak çocuğunuzda ilaç alerjisi var ise mutlaka bunu doktorunua iletmeniz gerekmektedir.

Lateks alerjisi: Eğer çocuğunuzda lateks alerjisi varsa mutlaka aşıyı uygulayan doktor ya da hemşirenize bu durumu bildirmeniz gerekir. Aşı içerisinde lateks olup olmadığı ve uygulama sırasında lateks içermeyen malzemeler kullanılması gerekir.

 

Aşılar ile hangi hastalıklar önlenebilir?

Aşağıdaki hastalıklar için aşı mevcuttur:

 

Aşılar nasıl üretilir?

Aşılar bakteri veya virüslerin tamamı ya da bazı kısımlarından veya bakterilerin toksinlerinden elde edilir. Tüm aşılar üretilirken mikroplar hastalık oluşturamaz hale getirilirler ancak bağışıklık sistemini uyarma özellikleri korunur. Dört ana üretim şekli vardır:

Zayıflatılmış canlı virüs aşıları: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, polio (oral) ve rotavirüs aşısı bu gruptadır. Bu yöntemde virüsler zayıflatılır, böylece insan vücudunda iyi çoğalamazlar. Normalde doğal bir virüs insan vücuduna girdiğinde binlerce kez çoğalırken, zayıflatılmış aşıdaki virüsün çoğalma kabiliyeti 20’den azdır.  Zayıflatılmış canlı virüs aşılarının avantajı bir veya iki doz uygulamanın uzun süreli bağışıklık sağlamasıdır. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde bu aşılar hastalık oluşturabilir, bu nedenle doktoa danışılarak aşılamaya karar verilmelidir.

İnaktive virüs aşıları: İnfluenza (grip), hepatit A, polio ve kuduz aşısı bu gruptadır. Bu yöntemde virüs kimyasallarla tamamen öldürülür. Ölü virüs çoğalamaz ve hastalık oluşturamaz ancak bağışıklık sistemini uyarabilir. Bu aşıların avantajı bağışıklığı zayıflamış kişilere de yapılabilmesidir. Ancak birden çok doz gerekir ve bağışıklığı zayıf kişilerde yeterli yanıt oluşmayabilir.

İnaktif bakteri toksinleri: Tetanoz ve difteri bu gruptadır. Bu yöntemle difteri ve tetanozun ürettiği toksinler kimyasallar ile zararsız toksoidlerre dönüştürülür. Bu aşıların avantajı, toksoidlerin hastalığın kendisinden daha güçlü bağışıklık geliştirmesidir. Bu aşılar bağışıklığı zayıflamış kişilere de yapılabilir.

Bakteri veya virüslerin bir kısmının kullanılması: Hib, pnömokok, meningokok, boğmaca (aselüler) hepatit B, HPV aşıları bu gruptadır. Bu yöntemde mikropların bağışıklığı uyaran kısımları hastalık yapan kısımlarından ayrıştırılır. Aşıda bağışıklığı uyaran kısım kullanılır. Bu aşılar bağışıklığı zayıflamış kişilere de yapılabilir ancak yeterli bağışıklık oluşturmayabilirler.

 

Aşıların içerisinde neler vardır?

Aşılarda altı ana içerik bulunabilir. Ülkemizde tüm aşılar ve içerikleri kullanılmadan önce güvenlik açısından test edilmektedir.

Tüm aşılarda şağıdaki iki içerik bulunur:

Antijen: Antijenler bakteri ve virüslerden elde edilen ve bağışıklığı uyaran kısımdır. Aşının en önemli kısmıdır çünkü bağışıklık sistemi bunları tanıyıp tepki vererek antikor oluşturur. Oluşan antikorlar virüs, bakteri veya toksinlere karşı koruma sağlarlar.

Seyreltici: Bunlar aşıları doğzda antijen için seyreltmeye yarayan sıvılardır. Aşılarda genellikle steril serum fizyolojik veya su syreltici olarak kullanılır.

Aşağıda yer alan dört içerik ise bazı aşılarda bulunur.

Adjuvan: Bu maddeler, bağışıklık sistemimizin antijen daha güçlü cevap vermesini sağlar. Böylece aşı daha etkili olur. Adjuvanlar sayesinde daha az antijen kullanılarak aşı yapılabilir ve bağışıklık gelişmesi için gereken doz sayısı azaltılabilir. Tüm aşılar adjuvan içermez. Örneğin zayıflatılmış canlı aşlarda (KKK, rotavirüs, suçiçeği) adjuvan bulunmaz.

En sık kullanılan adjuvanlar aleminyum hidroksit ve potasyum aleminyum fosfattır. Aluminyum Hidroksit adjuvan olarak aşıların çok düşük dozda daha fazla etki yapması için kullanılmakta, bir insana yaşamı boyunca uygulanan aşıların tamamının içindeki toplam alüminyum miktarı 4,25 mg’dır. DSÖ ‘nün belirlediği ve insan sağlığına zararı olmayacak şekilde çok düşük düzeydedir. Ülkemizde uygulanan Td, 5’li karma, 4’lü karma, KPA gibi bazı aşıların içinde bulunmaktadır. Alüminyum anne sütünde, bebek mamalarında, içme suyunda, hazır sularda, un ve un mamüllerinde, ilaçlarda özellikle de mide ilaçlarında (20-30 mg), meyve sebzelerde bol miktarda bulunmaktadır. İlk altı ayda bebekler, anne sütü ile aşılar vasıtası ile aldıkları aleminyumun iki katını, mama ile 10 katından fazlasını alırlar. Aşılarda bulunan eser miktardaki aleminyumu zarar verdiğine ait bilimsel ver bulunmamaktadır.

Stabilizatörler: Aşılar uygulanıncaya kadar stabilitesini korumak üzere aşı flakonlarına ilave edilen maddelerdir. Sık kullanılan stabilizatörler şekerler (laktoz ve sukroz), amino asitler (glisin, monosodyum glutamat) ve proteinlerdir (albümin ve jelatin). Ülkemizde stabilizatör olarak genellikle magnezyum klorid kullanılmaktadır. Jelatin alerjisi olan kişilerin aşıdan önce bir alerji uzmanı tarafından görülmelidir.

Koruyucular: Aşılara mikrop bulaşmasını engellemek için flakonların içerisine eklenirler. Koruyucular sadece çoklu doz içeren flakonlara eklenir. Tek dozluk flakonlarda koruyucu bulunmaz. Ülkemizde koruyucu olarak genellikle tiomersal bulunmaktadır.

Thiomersal, Etil Civa maddesinin organik bir bileşiği olup 1930’lu yıllardan bu yana birçok aşı ve ilaçta koruyucu olarak kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Aşı Güvenliği Genel Komitesinin (GACVS); 20–21 Haziran 2002’de yayımladığı raporda Etil Civa’nın (Thiomersal) vücutta yarılanma ömrünün bir haftadan daha kısa olduğu, ortalama 4–9 günde vücuttan sindirim sistemi yoluyla atıldığı; dolayısıyla diğer civa bileşikleri gibi vücutta birikmesinin ve civaya bağlı bir takım kronik hastalıklara yol açmasının söz konusu olmadığı açıklanmıştır. Vücuttan atılımı güç olan Metil Civa olup bu madde Thiomersal içeriğinde bulunmamaktadır.

Thiomersal içeren aşıların kullanımı ile Otizm başta olmak üzere bir takım kronik hastalıkların arttığı iddiaları üzerine bu ilişkiyi araştıran birçok bilimsel araştırma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda Thiomersal ile otizm arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. DSÖ Aşı Güvenliği Genel Komitesinin (GACVS) yaptığı ayrıntılı araştırmalar ışığında; Avrupa İlaç Ajansı (EMEA) Patentli Tıbbi Ürünler Kurulu (CPMP)’nun Mart 2004’teki çalışmasında da Thiomersal içeren aşılarla yapılan bağışıklama ile özel nörolojik gelişim bozuklukları arasında herhangi bir ilişki olmadığı bildirilmiştir.

Amerikan Bağımsız Sivil Ulusal Bilim Akademileri (NAS), İlaç Enstitüsünün (IOM) 2004’teki raporunda da otizm ile kızamık içeren aşılar ya da koruyucu olarak thiomersal içeren aşılar arasında bir bağlantı olmadığı ve tamamen rastlantısal olduğu sonucuna varılmış ve İlaç Enstitüsü (IOM) başkanı Harvey V. Fineberg 7 Ağustos 2005’de NBC televizyonunda yayımlanan mülakatında bir kez daha Thiomersal ile otizm arasında ilişki bulunmadığını beyan etmiştir. Avrupa ülkelerinde ve diğer pek çok ülkede aşılarda koruyucu olarak Thiomersal kullanımı devam etmektedir (TC Sağlık Bakanlığı, Aşı portalı).

Eser miktarda bulunan içerikler: Yukarıdaki maddler dışında aşılarda üretimsırasında eser miktarda bazı maddeler kullanılmaktadır:

Yumurta proteinleri: Kızamıki kabakulak ve influenza aşısı tavuk yumurtasında üretilir. Yumurta lerjisi olan bireyler (anaflaksi dahil) bu aşıları güvenle yaptırabilirler.

Mantar: bazı aşılar mantar kullanılarak üretilir. Bunlar arasında Hep B ve HPV aşısı yer almaktadır. Aşı içerisinde eser miktardaki mantarın zararlı etki oluşturabileceğine ait bilimsel veri bulunmamaktadır.

Antibiyotikler: Bazı aşılarda mikrobik bulaşmayı önlemek için antibiyotikler kullanılır. En sık kullanılan antibiyotikler neomisin, polimiksin B, eritromisin ve gentamisindir. Bunlar penisilin grubu antibiyotiklerden farklı ilaçlardır. Aşılardaki eser miktardaki antibiyotiklere bağlı alerjik reaksiyon nadirdir ve genellikle hafiftir. Ancak çocuğunuzda ilaç alerjisi var ise mutlaka bunu doktorunua iletmeniz gerekmektedir.

İnaktive edici ajanlar: Bunlar bakteri ve toksinleri inaktive etmek için kullanılır. En sık formaldehit ve glutaraldehid kullanılır. Formaldehit vücuttada doğal olarak bulunur. Aynı zamanda çevrede, yer döşemeleri, dolap, dolap rafları, duvar kaplamaları, mobilyalar, oda spreyleri, kumaş dokumalar, ev temizliğinde kullanılan çeşitli sıvılar, döşeme cilaları, duvar kağıtları gibi ev eşyalarında da bulunur. Eser miktardaki bu maddlerin zararlı olduğuna dair bilimsel veri bulunmamaktadır.